Sayfa Seç

Türlü

Türlü

Sıradan Bir Gündü… Ve Elimde Türlü Yapmak İçin Mükemmel Bir Fırsat Vardı…

Türlü türlü işlerim vardır, tamam kabul ediyorum ama durup dururken türlü yapmak benim için oldukça alışılmamış bir tür yani yemek olarak…

Yaklaşık 21 yıldır düzenli yemek yapan birisi olarak hiç türlü yapmamış olmak enteresan geldi birden. 21 yılda hiç türlü yapmamışım 1 kez bile…

Sıradan bir gün ve niyetim her sıkıştığımda yaptığım gibi şöyle güzel bir patates yemeği yapmaktı, ev ahalisi patatesin her tür varyasyonuna bayılır, kim bayılmaz ki? Önce eldeki patateslerin durumuna baktım, sadece 2 tane patates vardı. Eeee bunlar yetmez ki dedim, alışverişe çıkamayacak kadar da çok işim var bugün ne yapsam derken buzluktaki eti de eklersem yemek çoğalır diye düşündüm. Buzluktan eti çıkarırken annemin bana kalmaya gelirken getirdiği dondurulmuş taze fasulyelere kaydı gözüm. Aynı anda aklımdan yapmam gereken işler geçiyordu birbiri ardına…

Bu arada salondaki bilgisayarımdaki mailbox’un o tüyler ürperten sesi geldi; ince, tiz ve rahatsız edici. Bir koşu gittim baktım. 1-2 acil mail vardı kutucuğumda hemen onları yaptım. Müşteriyi bekletmekten hiç hoşlanmam, iş mailimde yapılmamış bir iş olsa bile çok rahatsız olurum. Neyse, acil işleri gönderdikten sonra kendi özel mail hesabıma bir göz atayım dedim. Aytül ile birlikte yapacağımız dans performans kitabının ilk bölümü gelmişti ve 1. Bölüm için çizim yapmam gerekiyordu. Buna bugün başlıyayım dedim. O sırada çamaşır makinesinin uyarı sesini duydum, şu çamaşırları asayım sonra devam ederim diyerek banyonun yolunu tuttum. Temiz çamaşırları sepete çıkarıp asmaya gidiyorken, mutfağın önünde aklıma dipfrizden çıkardığım ama çözdürmediğim etler geldi. Sepeti bıraktım, etleri mikrodalgaya koydum. Bu arada kitap projesi için yapmam gereken çizimlerin nasıl olması gerektiğini düşünüyordum ki aynı anda Arkadaşımın benden beklediği logo tasarımı geldi aklıma. Aytül dansçıydı ve çok yaratıcı bir kadındı, kafamda bir şeyler vardı ama bir an önce oturup tasarlamaya geçmem gerekiyordu. Bunları düşünürken çamaşırları asıvermişim, oh dedim bu da bitti… Mutfağın önünden geçerken mikrodalganın sesini duydum, sepeti oracığa bırakıp eti çıkardım arkasından düdüklü tencereyi… Ve başladım yemeği yapmaya; Sırasıyla malzemeleri tencereye koydum ama miktarı gözüme hala az geldi. O sırada buzluktaki taze fasulyeler geldi aklıma onları da ekledim. Buzdolabında domates ararken 1 adet unutulmuş patlıcanı fark ettim amaannn bunu ekliyeyim değerlensin yavrucak dedim onu da ekleyip tencerenin kapağını kapattım. Mutfak kapısının önüne bıraktığım çamaşır sepetini aldım yerine koydum.

Ve her biten iş için kafamdan bir tik daha attım… mailler, çamaşır, yemek… Tekrar bilgisayarın karşısına geçtim, yeni gelen mailleri kontrol ettim acillere öncelik verdim, Aytül ün logosuna başladım, logoyu çizerken kitabın çizimleri geldi aklıma Google dan bir kaç görsel indirdim, logoya geri döndüm, 3 alternatifli logo tasarımını gönderdim, kafamdan bir tik daha attım… Saate baktım, patates pişmiş olmalıydı kalktım altını kapattım.

Salona geçerken köşelerde kedinin tüylerinin topaklar halinde salındıklarını fark ettim, kendi kendimi azarladım bu ne pislik diye!!! Azar işe yaradı hemen süpürgeyi çıkartıp şöyle bir süpürdüm, bir de silsem iyi olurdu amaaaaan boşver dedim sonra silersin. Her azar arasına bir jest iyi giderdi bu da bugünün jesti olsundu.

Tekrar maillere baktım bugün için başkaca bir iş gözükmüyordu. Biraz durdum… Okuldan çıktığı halde hala eve gelmeyen kızımı aradım… Telefonu elime almışken sosyal medya hesaplarıma bir göz gezdirdim… Dün ormanda çektiğim fotoyu instagramda paylaştım… annemi aradım…mutfak masasındaki yeni başladığım mandala ya 2 renk attım…Biraz balkonda hava alayım dedim, gitmişken çiçekleri suladım…

Derken akşam oluverdi, ev ahalisi toplandı, sofrayı kurduk. Herkes patates istiyormuuuuu? Dedim, eveeeettttt dediler. Yemeği tabaklara koydum, kısa süren sessizliği öykü bozdu;

“-Anne bu ne?”

Öykü ye baktım, yemeğe baktım… O an tüm gün yaptığım türlü türlü işleri düşündüm, ister istemez güldüm…

Sıradan bir günün tüm çeşitliliği bir tencerede buluşmuş gibiydi…

Sıradan bir gündü…

Ve tüm lezzeti bu sıradanlığında gizliydi…

Afiyet olsun

Sevgiler

Mine Arsel

Yazar Hakkında

Mine Arsel

kendi yolunu arayan bi kadın... yazmaya, çizmeye, okumaya, seyretmeye, dans etmeye bayılıyor. güzel yemekten anlıyor, güzel olmayan kalpten hızla uzaklaşıyor. hala masallara ve esas kızla esas oğlanın hesapsız aşkına inanıyor...

Yorumla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.