Evet ben yaşadım. İlk bu soruyu gördüğümde aklıma ekonomik kriz ve nedense kalp krizi çağrışım yapıyor. Bir de kalbimizin çektiği aşk acısı. Aslında aşk acısı da bir krizdir. Fakat benim krizim hepsinden farklı.

Ben Yaşadığım Şeyin Kriz Olduğundan Bile Haberim Yokken Yaşadım.

İstanbul’un trafik stresinden, yaşam zorluklarından ve koşuşturmasından kaçmak için gittim Ayvalığa. İstanbul’dan kaçmak isterken kendimi krizin ortasında bulabileceğimi hiç düşünmemiştim.

İnsanlar yazın güneşin tatilin tadı çıkarmak ister. Bende tam böyle düşünürken kendimi yazın ortasında iş temposunda buldum. Hangimiz yaz aylarında hava durumuna bakma gereksinimi duyarız ki. Açıkça söylemek gerekirse ben bakmam. Sadece denize gireceksem ya da güneşleneceksem, güneşin kaç derecede beni kavuracağını bilmek için bakarım. Tabi birde planımda tekne turum varsa.

11.07.2019 Krizle Tanıştığım Gün

Dünkü gibi sıcak bir havada işe gitmek için hazırlandım. Gitmeden evim bu güzel havada havalansın diye balkonumu ve camımı açık bıraktım. Gerçi geldiğimde evim baya bir havalanmıştı. İşyerinde akşam saatlerinde hafif bir rüzgar esintisi başladı. İlerleyen saatlerde hava baya esmeye başladı. Ev ve işyeri arasında mesafe yakın olmasına rağmen üşengeçliğimden üstüme giyecek bir şey almaya eve gitmedim.  Belki gitseydim her şey farklı olabilirdi. Bir an da gökyüzü ışık açmış gibi aydınlandı. Şimşekler çakmaya başladı. Artık gökyüzü bile sıcaklığa dayanamadı diye düşündüm. Bu gök gürültüsünün ardından kesin yağmur yağacak. İşyerindeki elemanlarla yağmurdan ıslanmasın diye masa üstündeki peçeteleri tuzlukları toplamaya başladık. Masaları toplarken bir anda rüzgar şiddetlendi. Kafamı kaldırıp etrafa baktığımda bir toz bulutu gördüm. Gördüğüm aslında toz bulutu değil etrafı yerle bir eden kocaman bir hortumdu. Hep televizyonda belgesellerde ya da filmlerde fırtınayı hortumu görmüştüm.

Hiç yaşamamıştım ki. İnsanların koşuşturmaları çığlıkları bir yandan uçuşan eşyalar kırılan cam sesleri şu an hala kulaklarımda duyuyorum. Her şey hava da uçuyordu. Aynı korku filmi gibiydi. O an her şeyi bıraktım. Kendimi emniyete alacak bir yer buldum. Hortumun arkasından öyle bir yağmur bastırdı ki. Derler ya bardaktan boşalırcasına bu bardak değil sanki kovadan boşalıyordu. Her yerim sırılsıklam oldu. Üşüyordum titriyordum yaşadığım geçek miydi? Gerçekten ne yapacağımı ne düşüneceğimi bilmiyordum. Kendimi ilk defa çaresiz hissettim. Çünkü hiçbir bilgim yoktu. İnsanın o anda aklından o kadar çok şey geçiyor ki.  Ailemi düşündüm. Onlar ne yaptılar acaba iyiler mi diye. Aslında İstanbul’daydı ailem. Ben ise Ayvalık’ta.

Hortum beni öyle yerlere götürdü ki sanki benim için o hortum bütün Türkiye’yi etkilemişti. Bir tarafta bir kadın 6 veya 7 yaşlarındaki çocuğunu sakinleştirmeye çalışıyordu. Kadının o çaresizliğini görünce hemen onları üşümesinler daha çok ıslanmasınlar diye yanıma çağırdım. Şimdi düşüyorum da o an bile kendi hayatımı bir kenara koyup başkalarının hayatını düşündüm. Ufacıcık çocuğu annesini lunaparkta eğlenmeye gidenleri tatil için gelenleri fırtına ve hortuma maruz kalan insanları. Belki de eski meslek hastalığımdandır bu alışkanlığım. O gün hayatta benim yaşadığım en büyük gerçekti.

Ertesi günde bu gerçekliğin ciddi hasar bıraktığı zararları gördüm. İnsan bazen yaşadığı kötü şeylerin farkına sonradan varıyor. Şimdi düşünüyorum da o gün işe gitmeden önce hava durumuna baksaydım. Evim havalansın diye camı çerçeveyi açık bırakmasaydım bunlar başıma gelir miydi? Tabi birde evimin hali var, o da işin en zor tarafıydı.

Bir Kriz Atlatmıştım.

Acaba o an doğrumu yoksa yanlış mı hareket ettim. Önceden önlem alabilir miydim? Ya da böyle bir kriz daha yaşarsam nasıl davranmam gerekiyor. Hep bu soruları sordum kendime. Krizde ayakta kalmanın yollarını bilseydim belki daha önceden farklı olurdu. İnsanın başına bir şey gelmediği sürece ne bir şeyleri araştırır ne de ilgi alanına girer.

Bende herkes gibiyim başıma bir şey gelmeden araştırmam okumam. Bu yaşadığım olaydan sonra krizle ilgili bir sürü eğitici kitap okudum. Sonra kendimi yaşadığım bu olayla test ettim. Aslında yapabileceğim çok şey varken yapmamışım. Acı ama bunu öğrendim.

Mesela Çincede kriz kelimesi 2 karakterden oluşuyormuş. Biri tehlike diğeri fırsat.

Krize Son Kitabı İşinize Yarayabilir!

Ben tehlike kısmını yaşadım. Fırsat kısmını da Kıvanç Galip Över ’in KRİZE SON kitabı sayesinde öğrendim. Ne olursa olsun bilgi bilgidir. Bir bilginin ya da bir yazının bir gün sizi krizden kurtaracak en büyük kurtarıcınız olabileceğini unutmayın.

Kitap hakkında ayrıntılı incelemek ve daha sonra okumak için alttaki görsele tıklamanız yeterlidir.

Sevgiler
Ahu İzgi.

Krize Son kitabın yazarı kim